Archive

Archive for the ‘İnternet’ Category

Güvenli İnternet Kullanımı Başladı

November 22nd, 2011 No comments

Uzun süredir tartışmalara neden olan ve BTK taradından “İnternet’in Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın “Güvenli İnternet Hizmeti” adı ile 22 Ağustos’tan bu güne kadar test aşamasında olan sistem resmen devreye alındı. Sosyal Ağlarda #22kasim #sansur #ozgurlugumedokunma gibi hashtag’ler altında oluşan büyük tepkiye rağmen yayına geçirilen güvenli internet sisteminde internet aboneliğinizin geçirildiği paketi değiştirmek için servis sağlayıcınız ile online ya da telefon üzerinden irtibata geçerek değişiklik gerçekleştirebiliyorsunuz.

Güvenli İntenet Sistemi Nasıl İşleyecek?

22 Kasım itibarı ile devreye giren Güvenli İnternet Hizmeti (GİH) ile iki paket yayında olacak. Çocuk Paketi, Aile Paketi ve de Paket istemeyenler için 3. bir opsiyon olacak. Şu an için her bağlantı Aile paketi olarak tanıtılmış durumda. PAketini değiştirmek ya da bu paketler arası değişiklik yapmak isteyenler servis sağlayıcılarının online hizmetlerinden ya da müşteri hizmetleri telefonu üzerinden paket değişikliklerini gerçekleştirebiliyor olacak.

* Bu servisi almak istemiyorsanız mutlaka servis sağlayıcınıza başvurarak kapattırın

* Hizmet ücretli değil ancak herkeste standart Aile Paketi tanımlı

* Aynı şekilde mobil operatörlerde de değşiklik talebi için online ya da çağrı merkezi üzerinden işlem yapılabilir.

Hangi Siteler Engelli?

Şu an için erken olsa da Engelliweb.com sitesi 22 Kasım itibarı ile girişi engellenmiş görünen ve filtreye takılan siteleri belirlemek için kollektif bir çalışma gerçekleştiriyor. Siz de denk geldiğiniz siteler olur ise buradan listlenmesine destek olabilirsiniz.

Detaylı bilgi için: Güvenli İnternet

 

 

 

 

 

Instagram’ın Yayınladığı Puzzle’ı Çözen, İş Mülakatı Fırsatı Yakalayacak

November 13th, 2011 No comments

Instagram blog’unda yer alan son yazıya göre Instagram’ın yayınladığı puzzle’ı çözebilenler arasından şansı kişiler Instagram’da çalışmak üzere mülakata çağırılacak. Blog yazısına göre kağıt parçalayıcıda parçalanan bir fotoğraftan yola çıkılarak fotoğrafları güvenli bir şekilde saklamak adına isteğe bağlı parçalan bir fotoğrafın yine istenildiğinde orjinal hale getirilebilmesi fikrinden yola çıkılarak hazırlanacak bir script’in yazılmasına çalışıyor Instagram yazılımcıları.Üstte yer alan fotoğrafın aşağıdaki haline getirilmesini sağlamanız gerekiyor özet ile.

Kendileri bunun için gerekl scripti çözmüşler ancak Instagram takipçilerinden bu script’i istenilen şartlarda, sürede ve beklenenden daha iyi yazılması durumunda iş mülakatına çağrılacakları belirtilmiş. Oldukça keyifli ve teşvik edici bir çağrı, siz de yazabileceğinizi düşünüyorsanız buyrun detaylar burada.

MIT Startup’ı BlueFin Labs TV ile Sosyal Medya Konuşmalarını Birleştiriyor

October 30th, 2011 No comments

BlueFin Labs kaç kişinin TV izlerken  izlediği program ya da sunucu hakkında sosyal medyada konuştuğunu ölçmeye çalışıyor. Cammbridge, Massachuset’teki BlueFin Televizyon ve sosyal medya arasındaki etkileşimi ölçen yeni bir analitik tool’u hazırladı. Bu araç ile TV izleyen kullanıcıların sosyal medya üzerindeki mesajları ile TV yayınları eş zamanlı olarak kaydedilip ölçümlenerek eşsiz bir etkileşim raporu oluşturuluyor.

Yaklaşık bir yıldır denenen program ile ayda yaklaşık 2 milyon dakikalık TV kaydı ve 3 milyar dijital konuşma kaydı yapıldığını ve Amerika’da 20 milyon kişinin -bu kişilerin dijital kimlikleri de belirlenmiş durumda, rutin olarak TV programları hakkında diyaloğa girdiği tespit edilmiş.  Best Buy, Mars and Humana, gibi markalar ile Wieden & Kennedy, Razorfish ve Dentsu gibi ajanslar bu dataları inceleyerek hangi sovların ve zaman dilimlerinin etkileşimin yüksek olduğunu anlamaya çalışırken Fox Sports gibi tv networkleri de  program akışlarını hazırlamak için kullanmaya başlamış.

Doğrusu burada ifade edilmesi gereken nokta buradan çıkacak data’nın doğru işlenmesi sonrasında Nielsen araştırma raporlarınız, sosyal medya ekileşim raporlarınız ve benzeri tüm çalışmalarınız geride kalacaktır. Gerek Van deprem, gerek Arap baharı gerekse Obama’nın seçim çalışmalarında da gördük ki sosyal medya inanılmaz bir güce sahip ve gerek hükümetler gerek şirketler iki büyük gücü yani TV ve Sosyal Medya’yı tek bir rapor içerisinde görmeye, incelemeye başlyabilirse bunun sonuçları çığır açabilir. Özellikle etkileşimin konuşulduğu günümüzde tek başına özelliğini yitiren ve sosyal medya destekli programlar ile etkisini arttıran televizyonculara müthiş bir silah geliyor demektir bu.

Twitter Stream’lerinde Yeni Yapılan Değişiklikler

October 26th, 2011 No comments

Twitter Facebook’un değişikliklerinin ardından kendi Timeline’ı içinde bazı değişikliklere gitti ve Twitter stream’lerinde twit, re-twit butonları’nın yerini, twitlerin detaylarının gösteirmi gibi bazı özelliklerini yeniledi. Henüz sınırlı kullanıcıya açık olduğu söylenen değişiklikler uzun dönemde kullanıcı deneyimini nasıl etkileyecek merak eidyorum.

Tweet’ler artık eskisi gibi tıklandığında ekranın sağına doğru açılarak detaylandırılmıyor bunu yerine twit üzerine tıkladığınızda aşağı doğru açılarak detayları görebiliyorsunuz. Bununla birlikte belirttiğim gibi her twitin altındaki butonlar artık metnin üzeirne alınmış durumda.

Kendi kullanıcı adınıza tıkladığınızda ise artık size ait yeni bir pencere açılarak kullanıcı bilgileriniz ve twitleriniz yeni bir pop-up içinde görünüyor.Twitinizi re-twitleyen ya da cevaplayanların metinleri bu alanda yer alıyor.

Kesinlikle eski halini tercih ettiğimi söyleyebilirim. Bu hali hem öncekine oranla yavaş hem de algısı daha düşük. Siz ne dersiniz dah amı iyi oldu yoksa kullanıcı deneyimini daha da zorlaştırıyor mu bu değişiklikler?

Edit: Değişiklikler konusunda bir inceleme yazısı yazan Pinglio’nun kurucusu Patrick Bisch bir video hazırlamış.

Linkedin + Klout = PROskore… Profesyonel Network Derecelendirme

October 26th, 2011 No comments

PROskore  Klout’a rakip gibi görünen ancak benzer metodlar ile farklı alanları skorlayan ve yeni yayına giren bir iş network sitesi. Aslında bir nevi Linkedin + Klout denebilir. PROskore sosyal medya hareketlerinizi ve sosyal medyadaki etkinizi profesyonel iş deneyiminiz ile birleştirerek bir skor oluşturuyor. Böylece profesyonel iş yaşamınıza ait bir skor ortaya çıkmış oluyor.

Klout’tan farklı olarak, PROskore  tamamen iş yaşamınız ve profesyonel kariyerinize odaklanıyor. Ayrıca kariyeriniz için profesyonel network’ler kurmanıza olanak sağlıyor.  Bu sırada Klout‘un da boş durduğu söylenemez; Klout Perks programı ile markaların reklam ihtiyacını karşılamaya yönelik çaba sarfediyor.

PROskore CEO’su Bill Jula’ya göre PROskore ve Klout arasında üç ana farklılık var:

1) Tüm kullanıcı profilleri üyeler tarafından manuel olarak yaratılıyor. Oysa Klout Twitter’dan kullanıcı datası import ediyor.

2) PROskore tamamen profesyonel repütasyon üzerine odaklanıyor. Klour ise sosyal etki üzerine odaklanıyor.

3) PROskore tam bir iş network’ü oysa Klout daha ziyade reklamverenlerine fayda sağlıyor.


 

Categories: İnternet Tags: , ,

Web 2.0 Summit 2011 Konuşmacı Sunumları

October 19th, 2011 No comments


San Fransico’da gerçekleşen “Web 2.0 Summit 2011″ programının ikinci ve üçüncü günü canlı olarak yayınlanıyormuş. Hala kaçırmadıysnız yayını buradan izleyebilirsiniz. Yok eğer kaçırdım ama neler anlatılar merak ediyorum diyorsanız buyrun burdan Mary Meeker ve Brad Reencher’ın sunumlarını indirebilirsiniz.

Konuşmacı Sunumları:

Mary Meeker Sunum: Internet_Trends
Brad Rencher Sunum: Brad_Rencher.pdf

Facebook iPad Uygulaması Yayında

October 11th, 2011 No comments

Facebook güncellemeleri ve F8 konferansı derken Facebook iPad uygulaması app store’da yayına alındı. Uygulamayı buradan indirebilir ve ilk önizlemesini yapabilirsiniz. Uzun süredir ipad kullanıcılarının beklediği facebook ipad uygulaması ile önemli bir eksiklik giderilmiş oluyor. Henüz uygulama download’u Türkiye’yi kapsamadığı ve indirmede problem yaşandığı söyleniyor ancak hızlıca uygulamayı indirip denedikten sonra yorumlarımı paylaşıyor olacağım. Bu sırada uygulama ile ilgili yayınlanan ilk görsellerini inceleyebilirsiniz.

“Like ölüyor”, yaşasın etkileyici içerik…

September 26th, 2011 No comments

Facebook’un son dönem üst üste feed’ler, wall ve profiller üzerinde  gerçekleştirdiği radikal değişiklikleri hepimiz dikkatle takip ediyoruz. Bu değişiklikler bir yandan kullanıcı alışkanlıkları üzerinde dikkate değer tepkiler doğuracakken bir yandan pazarlamacılar ve markalar açısından da çok önemli değişiklikleri beraberinde getiriyor.

Bu güne kadar bir çok marka “Like” üzerine oynayarak toplam fan sayısını öne çıkardı. Yeri geldi reklam ve viralle “like” sayıları arttırıldı, yeri geldi başarılı kampanyalar düzenlenerek değişim sağlandı. Yani aslında “nitelik” değil “nicelik” ön plandaydı. Ne olursa olsun temelde hep “like” sayısını arttırma güdüsü yer aldı hem markalarda hem de sosyal medya ajanslarında. Bu nedenle içerik hiçbir zaman sosyal medyadaki kitlenizin ihtiyacını anlayan ve onların aradığı, ihtiyaç duyduğu dilden bir yaklaşım ile yaklaşmadı kullanıcıya.

Bu güne kadar birçok marka aslında halen web 1.0′dan kalma alışkanlıklarını devam ettirerek tek taraflı iletişim yapıp sosyal medyayı bir megafon ya da kampanya duvarı gibi kullnmayı denedi. Başarılı olanlar da olmayanlarda olmadı değil bu metrikler ve kıstaslara göre. Ancak tüm bu işler yapılırken facebook kullanıcısının elinde  feed’inde çıkacak mesajı seçme, eleme, fırlatıp atıp bir daha görmeme imkanı bulunmuyordu.

Ancak Facebook’un güncel gelişmeleri neticesinde artık kullanıcının kral olduğu, ilgisini çekmeyen bir içerik girmeniz ve bunu adet edinmeniz durumunda anında feed’den atılmanızın an meselesi olduğu bir döneme doğru bir geçiş yaşanıyor. Takipçileriniz ilgi alanı dışında kalan bir paylaşımda bulunmanız durumunda sizi ya bir süreliğine ya da amamen hayatından çıkarabilir ve ciddi kullanıcı kayıpları yaşanabilir. Bu da şu anlama geliyor ki artık kullanıcınızı tanımadıysanız, ihtiyaçlarını halen bilmiyorsanız ve tam olarak ne aradığını anlayamadıysanız başarılı olma ve takipçinizi elinizde tutma şansınız oldukça düşük olacaktır.

Aslında bu konuda yine küçük firmalar büyüklere göre daha avantajlı hale geliyorlar.Hızlı karar alabilmeleri ve yeniliklere açık olup deneme yapabilmeleri küçük olmanın getirdiği avantajlardan bazıları. Böylece henüz kurumsallaşmamış olan bir firma çok daha hızlı hareket edebilecek, alternatif içerik kurguları yaratıp yeni içerik tipleri deneyebilecek ve farklı metodlar ile kullanıcının ilgisini nasıl yakalayacağını görmeye çalışacaktır. Ancak büyük firmalar uzun bir süre bu konuda yapıları ve duruşları gereği daha ağır davranacaklarından hızlı davranılıp ihtiyaca yönlik bir konuşma dili ve iletişim metodu seçmezler ise ciddi  kullanıcı kaybı yaşanacaktır gün sonu hanelerinde.

Bu nedenle artık daha fazla ve daha kaliteli içerik üretimi, içerik partnerliği, ihtiyaca yönelik içerik oluşturulması gibi kavramlar üzerine daha fazla kafa patlatıyor olacağız sanıyorum önümüzdeki günlerde.

Son bir ekleme yapmak gerekirse başlık metnimin biraz abartılı olduğunu düşünülebilir. Ancak tam olarak kaybolmayacak olsa da eski önemini yitirmesinin ve yerini içeriğe vermesinin doğal olacağını düşünmek abes olmayacaktır.

Rus Arama Motoru Yandex Türkiye’de

September 21st, 2011 No comments

Rus arama motoru Yandex İstanbul ofisi yönetiminde Türkiye pazarına girdi. 56 milyon üzerinde kullanıcıya sahip olan Yandex 1997′den bu yana hizmet veriyor ve %64 pazar payı ile Rusya’nın arama motoru sektrünü domine ediyor.  İstanbul’da açtığı ofisi ve Türkiye projesi ile ilk defa Rusça konuşulmayan bir pazara giriş yapmış oluyor.

Bu gün gerçekleşen basın toplantısı ve lansman gecesi ile resmen yayınına başlayan Yandex arama aranılan kelimeyle ilgili sonuçları iletmenin yanısıra resim, video, kitap ve şiir gibi eşleşecek başlıklarda da sonuçlar veriyor olacak ve yine google gibi çeviri, eposta hizmetleri verecek.
Lansman gecesinde sunum yapan Yandex CEO’su Arkady Volozh ilk kez Rusça konuşulmayan bir ülkeye yatırım yaptıklarını ve Türkiye’nin mevcut internet kullanım potansiyeli ile iyi bir seçim olduğunu belirtirken en önemli güçlerinin Türkiye içinde yer alan ofislerinde geliştirme yaptıklarını ve Türkçe özelinde bir arama modülü yazıldığını belirtti.

Lansman gecesinde yapılan sunumda sırasıyla CEO Arkady Volozh, Ürün Pazarlama Direktörü Andrey Serbant ve Yandex Türkiye Ürün Müdürü Alisher Hasanov söz alarak Yandex Türkiye’de yer almasının avantajlarını, Türkçe arama yapılıyor olmasındaki güçlerini anlatırken önemli bir noktaya dikkat çekildi ki o da Yandex‘in İstanbul ofisinin açılması ile birlikte tüm Dünya’da yer alan 5 ülkenin arasına girmiş olduk.
Tam bir Google dominasyonu içerisinde olan Türkiye’de Yandex‘in göstereceği performans oldukça ilgi çekici olacak ve önümüzdeki günlerde Yandex kanadından gelecek hamleleri merakla izliyor olacağız. Elinde Yandex Direct gibi Adsense’e rakip olabilecek ürünler varken bu ve benzer ürünleri hangi sürelerde yayına sürerler ve stratejileri ne olur gibi merak edilen başlıkları şimdilik bir kenarda tutarak Yandex‘e Türkiye’ye hoşgeldin diyor ve heyecanla çalışan ekibine başarılar diliyorum.

Manchester United Facebook Sayfasında Türkçe Post

September 7th, 2011 No comments

Manchester United’ın 18.924.492 üyeye sahip resmi Facebook sayfasında bir ilk yaşandı ve Türkçe bir içerik girişi yapıldı. Hemen akabinde sayfayı takip eden Türk  takipçiler bir şaşkınlık yaşayarak sayfa’nın hack’lenip hacklenmediğini sorup ne olduğunu anlamaya çalıştılar ve ilginç diyaloglar oluşturdular.

Sayfayı biraz incelediğimizde Manchester United’ın Facebook post girişi yaparken Ülke/Şehir hedefleyerek post girme özelliğini kullandığını anlayabiliyoruz. Muhtemelen demografik istatistiklere göre takipçi sayısının yüksek olması gibi bir durum var ise deneme amaçlı ülke bazlı bir giriş yapılmış olabilir. Biz de bir deneme yaparak sayfanın dilini İngilizce olarak değiştirdiğimizde artık girilmiş olan Türkçe içeriğin duvarda çıkmadığını görüyoruz. Kullandığınız dil ancak Türkçe ise bu içeriği görebiliyorsunuz.  Girilen içeriği aşağıdaki görselde de görebilirsiniz.

Bu sayfada dikkat çeken bir diğer özellik ise hemen üye sayısının belirtildiği kutucuğun altında “Ayrıca şuralarda” başlığı ile yeni bir kutu daha görünüyor olması. Bu kutunun içinde Manchester United’a ait olan Gowalla, SCVNGR, Yelp ve Foursquare hesaplarının linkleri ve logoları yer alıyor. Özellikle markaların sosyal medyadaki varlıklarını gösterebilmesi ve yönlendirme yapabilmesi için önemli bir özellik olarak karşımıza çıkan bu yeni özelliğin de Facebook’un yaptığı bir deneme olduğunu düşünebiliriz sanırım. Henüz başka bir hesapta denk geldiğimiz bir uygulama değil.

Çok uluslu markalar için dil-ülke hedefli içerik girişlerininilk örneklerini görmeye başladıkça kreatif kullanımlarının nasıl olacağına dair de çalışmalara denk geliyor olacağız. Şimdilik Manchester United’ın fanları neden Türkçe giriş olduğunu düşünedursun biz şimdiden benzer şekilde Türkçe giriş yapan başka marka var mı diye incelemeye ve takibe başladık bile. Eğer denk geldiğiniz benzer denemeler olursa lüfen bizimle paylaşın.